Co-LIVING / Yeni nesil ortak yaşam alanları

Co-Working‘in önlenemez yükselişi – Bir vaka olarak Genedos Yerleşkesi

Ortak çalışma ofisleri (co-working space), son 10 yılda inanılmaz bir hızla popüler oldu. Aslında eski bir fikir olan ortak çalışma alanı mobil teknolojilerin gelişmesiyle tekrar ilgi odağımıza girdi diyebiliriz.

Derli toplu hazır ofisin, fotokopi cihazın(artık 3D printer) ve hızlı + güvenli internetin. Ofise ulaştığında taze hazırlanmış mis gibi kahven, detoks suyun, vegan mutfağın hazır, ve gün boyu da tazeleniyor. Ufak atıştırmalıklar ve içecekler de gün içinde sürekli servis ediliyor. Gelen kargonla ve mektuplarınla da senin yerinize ilgilenen birileri var. Emlak danışmanlığı, kiralama, mobilya, doğalgaz/elektrik/su aboneliği, bilgisayar altyapısı gibi ilk kurulum aşamasına zaman ve para harcamadan bu imkanlara sahip olabiliyorsun. Sigorta, temizlik, sarf malzemeleri, aylık faturalar gibi rutin sorumluluklar da  Co-Living organizasyonunda. Tüm bu hizmeti tek ve makul bir ücret karşılığında Co-Living alanında alabilirsin.

Co-Working tercih edenler genellikle uzmanlar, makerlar, girişimciler, sanatçılar ve yaratıcı işlerde çalışanlar. “Co-Working alanları Startuplar içindir” kanısı da artık değişmeye başladı. Bu “trend” fikre sadece startuplar/girişimciler ve ofissiz serbest çalışanlar değil, büyük şirketler de ilgi duyuyor ve  ekiplerini bu ortamlarda bulundurmanın fırsatlarını inceliyorlar. Deutsche Bank, Bank of America, Dell, IBM, Alliance, Microsoft gibi birçok kurum da Co-Working alanlarından yer kiralıyor. Bu sayede büyük şirketler: Yetenekli, işinde çok iyi uzmanları keşfediyor, rakiplerini izleyebiliyor, yeni hedef/ strateji belirleyebiliyor. Herkesi cezbeden yaratıcı kısmı ise ortak alanda çalışanlar; kendi içlerinde sürekli organik/doğa yoldan eğitimler vererek birbirlerini güncelliyor, etkileşim içinde yeni uygulamalar, trendler, işler ve fırsatlar konusunda yetiştiriyorlar. Bu sayede Co-Working alanı içinde çalışanlar birbirleriyle iletişim kuruyor ve işbirliklerinin ilk ateşi verilmiş oluyor.

Keyifli tarafı, birlikte olmaktan mutlu olduğun kişilerle birçok işi sinerji kültürüyle yapıyorsun. Ortak yaşam alanında senin gibi düşünen kişilerle yaşıyor ve farklılıklardan ilham alarak yeni fikirler geliştiriyorsun, yeni bağlantılar kuruyor, bazen işine kaynak alıyor, bazen ise yeni bir iş fırsat yakalıyorsun.

Fakat Co-Working alanında olmanın asıl amacını unutmayalım: Mutlu ve motive çalışmanın ekonomik yolu. Masrafları, seninle benzer düşünen insanlarla paylaşarak çalışmak eğlenceli, ucuz ve olasılıklarla dolu heyecan verici bir dünya demek. Kısacası CO-WORKING, TREND OLMAKTAN ÇOK ARTIK YAYGIN BİR YAŞAM TARZI.

Co-Living – Co-Working – Networking = CO-LIVING

Artık kurallar değişiyor. Z nesli artık Co-Living alanlarını mainstream (genel geçer) yapıyor. Örneğin; harika bir iş fikrin ve fikrini destekleyen bir yatırımcın var. Yatırımcın, hayalini gerçekleştirmen için sana belli bir bütçe verdi. Bu bütçeyle en uygun şekilde bir takım oluşturman ve Ar-Ge yapabilmen için bir alan (Co-Working Space) hazırlaman gerekir. Doğal olarak sana yakın olan bir şehirde veya ülkede kurmayı düşünürsün.

Peki, bu iş için bulunduğun ülke yerine, Estonya’nın e-residency programında kurup, ikametin olan ülkeden ikametini alsan ve dijital gezgin (Digital Nomad) olarak Ar-Ge süresince başka ülkelerde yaşasan nasıl olur? Gelir vergisini, yatırım yaptığın sürece ödemene gerek yok. İşletme giderlerin aylık (muhasebe, adres gösterme, danışmanlık, vergiler) 100$ ı geçmiyor. Belki de dünyanın en basit vergi düzenlemesiyle sadece şirketinden parayı şahsi hesabına aktarırken %20 gelir vergisi alınıyor. Avrupa’nın en basit ve düşük vergisi olarak bahsi geçen bu sisteme, şimdiden Dünya’nın her yerinden 20.000’ den fazla şirket kayıt oldu ve AB üyesi olan Estonya’da şirketlerini kurdu. Üstelik birçoğu Estonya’yı görmedi bile. Tüm şirket kuruluş ve işletme işlemleri dijital devlet ekranları üzerinden yapılabiliyor. Yeni nesil FinTech şirketleri (örneğin Estonya’da kurulan Transferwise) çok küçük kur farkı ve komisyonlarla tüm dünyada ticaret yapmayı mümkün kılıyor.

İşte bu e-residency ile veya Hong Kong’da benzer bir uygulamayla kuracağınız bu şirketler sayesinde Co-Living kültürüne dâhil olmak herkes için çok kolay ve avantajlı oluyor. Arzu ettiğin sıcak ve güzel ülkelere taşınıp yaşayıp çalışabilirsin. Eğlenceyi hemen işyerinin bir adım ötesinde tadabilirsin. Plaj, sörf, dalış, yoga imkânları ve tüm bunların yanı başında çalışmak mümkün. Malezya, Endonezya, Tayland, İspanya, Güney Kıbrıs’ta bir çok mekân Co-Working imkânlarını sunabiliyor. Üstelik güzel iklimin yansıra konforlu konaklama fırsatı ve eğlenceli etkinlikler de var.

Bir Co-Living Space’te yaşadığında, konaklama ve bununla gelen ek giderler de maliyetlerine dâhil oluyor. Bu ülkelerde yiyecekler ve eğlence imkânları da oldukça makul fiyatlarda kalıyor. Bu Co-Living Space’lerde yaşayan diğer freelancerlardan (ofissizler) bir ekip kurmak mümkün. Farklı yerlerden de ekip kurulabilirsiniz ya da yaptır-bitir ile de ilerlersiniz. Co-Living Space’te Skype ve hızlı internet olduktan sonra uzaktan da çalışmak kolay. Dijital dönüşüm artık tüm bu olanakları sağlıyor. Üstelik günümüzde yeni nesil çalışma arkadaşları tüm bu koşullara yatkın. Turistik vize ile birçok ülkede 90 gün aralıksız yaşanabiliyor. Ardından başka bir cennet ülkeye geçip yeni insanlar, doğa ve maceranın sana ilham vermesi mümkün. Bu sayede cebinde kalan para ile hayalindeki projeye daha fazla yatırım yapabiliyorsun.

Co-Living, Co-Working ve Networking, hepsi aynı çatı altında…

Doğası ve eğlencesi için dünyanın her yerinden gelinen Kaş, Türkiye’nin gençler için en popüler yerlerinden biri arasında sayılıyor. Dalış okulları, plajları, gece hayatı, kite sörf, meditasyon, gönüllülük, Likya Yolu duraklarıyla ve birçok başka amaçla gelinen Kaş artık bir Co-Living Space ile buluşuyor.

Genedos Koop ile Co-Living Kaş’da !

Co-Living alanımız Kaş merkeze yakın Ahatlı köyünde. Âşık olduğumuz 30.000m2 arazimizin üzerinde lavanta ekimine başlıyoruz ve 2020 yılında kocaman bir lavanta bahçemiz olacak. Çalışırken, eğlenirken ve meditasyon yaparken misler içindeki bir lavanta bahçesinde olabileceğiz. Proje 2022 yılında tamamlandığında, ortak alan olarak kullanacağımız 3 binamız ve konaklayacağımız/yaşayacağımız küçük kulübelerimiz olacak. Açık/kapalı toplantı alanlarımız, lavanta üretim ve depolama, iyi tarım alanları masterplana dahil olacak.

Tabii ki hızlı internet olmazsa olmaz. Mobil çalışırken ihtiyacınız olan ofis teknolojileri doğanın içinde hazırlamak için çalışacağız…

Organik gıda ve ortak mutfağımızda farklı ülkelerin mutfağı ile tanışacak ve birlikte yemek yaparak öğreneceğiz.

Diversity / farklılıklara önem veren bir kooperatif olarak, bizi zenginleştirdiğine inanıyoruz.

Dil, din, Irk, cinsiyet gibi birçok farklılığa saygıyla bakıyoruz. Çevremizi, doğamızı önemsiyoruz.

İhtiyaçlarımızı mümkün olduğunca yakın köylerden ve doğal üretim yapan köylülerden, karbon ayak izimizi minimum bırakarak, taze alıyoruz.

Enerji ve su kullanımında dikkatli olup tasarrufa önem veriyoruz.

Hayalimiz, doğada ve birlikte yaşayabilmek aynı zamanda teknolojiyi de bu yaşamda yok saymamak. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırmasından rahatsız değiliz.

Bizim gibi düşünen herkesi, birlikte yaşamak ve birlikte çalışmak üzere hayallerimize ortak olmaya davet ediyoruz.

Hazırlayan: İlker Karagöz / Genedos Koop kurucu ortak – Edit: @alperakca

Paylaşım güzeldir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir